Ergenekon davasına bakışta kutuplaşma çarpıcı

by Cemal / 14.3.2017 / 0 Yorum Yapıldı

4.4. Kümeler ve güncel siyaset Demografik profillerin ötesinde, bu kümelerin profilleri elbette gündemdeki siyasi gelişmeleri nasıl gördükleri üzerinden çok daha net anlaşılabilecektir. Sahip oldukları değerlerin, bu gelişmeleri ölçerken devreye girmesi beklenir. Ancak bu değerlendirmelerde ne kadar katı oldukları ve birbirlerinden ne derece farklı tutumlara sahip oldukları, kutuplaşmanın ne kadar sertleşmiş veya sertleşmekte olduğu konusunda da ipucu sağlayacaktır. Aşağıda, güncel siyasete dair sorulan dört soruda, kümelerde yer alan kişilerin verdikleri cevapların oranları yer almaktadır. Dört soruda da, Modernlerin ve Dini Muhafazakârların neredeyse zıt cevaplar verdikleri, Gelenekselci Muhafazakârların ise daha ortada, daha ılıman bir tutum izledikleri görülmektedir. Ergenekon davasında Modernlerin yüzde 71’i hükümetin bu dava aracılığıyla muhaliflerini cezalandırdığına inanırken, Dini Muhafazakârların yüzde 84’ü hükümetin amacının çetelerle mücadele etmek olduğunu savunmaktadır. Benzer şekilde, hükümetin yargı ile ilişkisi değerlendirildiğinde, Modernler yüzde 80 oranında hükümetin savcı ve hâkimlere baskı uyguladığını, buna karşılık Dini Muhafazakârların yüzde 77’si tam aksine hükümetin yargının işlerine karışmadığını söylemektedir. Dini Muhafazakârların yüzde 88’i anayasa değişikliklerini desteklerken, Modernlerin yüzde 73’ü karşı çıkmaktadır. Dini Muhafazakârlar darbeyi, Modernler irticayı tehdit olarak görmekte, ancak Dini Muhafazakârların darbe tehdidini daha yüksek oranda (yüzde 48) söylemiş olmaları da dikkat çekmektedir. Daha uzun vadeli değerlendirmeleri içeren Ak Parti’ye ve demokratik değerlere dair sorulara üç farklı toplumsal küme açısından bakılınca biraz daha değişik bir tablo gözlenmektedir. Bu beş soruda da, Modernlerin ve Dini Muhafazakârların neredeyse zıt cevaplar verdikleri, Gelenekselci Muhafazakârların ise daha ortada, daha ılıman bir tutum izlerlerken, askerin yönetime el koyabilmesi ve siyasi partilerin gerektiğinde kapatılabilmesi meselelerinde ise en sert grup oldukları görülmektedir. Modernlerin yüzde 72’si Ak Parti döneminde irticanın arttığı fikrindeyken, Gelenekselci Muhafazakârların yüzde 40’ı, Dini Muhafazakârların ise yalnızca yüzde 8’i bu kanaattedir. Ak Parti döneminde önemli reformlar yapıldığı kanaatinde olanlar Modernlerde yüzde 28, Gelenekselci Muhafazakârlarda yüzde 49, Dini Muhafazakârlarda yüzde 83 oranındadır. Şeriatın gelmesinden korkanlar Modernlerde yüzde 70, Gelenekselci Muhafazakârlarda yüzde 46, Dini Muhafazakârlarda yüzde 11 oranındadır. Asker gerektiğinde yönetime el koyabilir fikrinde olanlar Gelenekselci Muhafazakârlar arasında yüzde 53, Modernlerde yüzde 48, Dini Muhafazakârlarda yüzde 18 oranındadır. Gelenekselci Muhafazakârların yüzde 75’i, Modernlerin yüzde 64’ü, Dini Muhafazakârların yüzde 35’i gerektiğinde siyasi partilerin kapatılabileceği fikrindedir. Görüldüğü gibi üç toplumsal küme arasında güncel siyasete dair kanaat ve fikirlerde ciddi farklılıklar gözlenmektedir. Bu durumda sorgulanması gereken bu toplumsal kümelerin kanaat ve fikirlerinde blok davranış olup olmadığıdır. 4.5. Toplumsal kümeler, siyasi gündem ve kutuplaşma Bu dokuz sorunun cevaplarının beraberce değerlendirilmesiyle nasıl bir siyasi endeks yaratıldığını daha önce açıklamaya çalışmıştık. Bu endekste puan artışı, siyasi gündem maddelerinde Ak Parti yönünde görüşlerin arttığına işaret etmektedir. Diğer bir deyişle, bu endekste 9 puan alan bir kişinin, Ak Parti döneminde irticanın artmadığı, Ak Parti’nin önemli reformlar yaptığı, askeri yönetime ve parti kapatmaya karşı olduğunu, hükümetin Ergenekon davasıyla çetelerle mücadele ettiğini, yargı konusuna hükümetin karışmadığını ve Anayasa değişikliklerin demokratikleşme için gerekli olduğunu düşündüğü anlamına gelmektedir. Sıfır puan alan bir kişinin tüm bunlarda aksi görüşte olup, Ak Parti döneminde irticanın arttığı, önemli reformların yapılmadığı, vb. kanaatinde olduğu anlamına gelmektedir. Yani sıfır veya dokuz puana yakın hangi büyüklükte kümelenmeler olması kutuplaşma olup olmadığını, ne ölçüde yoğun olduğunu gösterecektir. Eğer siyasi bir kutuplaşma meselesiyle karşı karşıya değilsek deneklerin serinkanlılıkla, muhakemeleriyle ve bu dokuz soruyu birbirinden bağımsız değerlendirerek cevap verecekleri varsayılır. Aşağıdaki grafikte yatay eksen 0 ile 9 arasında açıklamaya çalıştığımız siyasi puanlamayı, dikey eksen ise o puandaki seçmen yüzdesi göstermektedir. Eğer kutuplaşma yok ise dağılım eğrisi düz bir çizgi olacak, eğer tüm toplum dokuz soruda da Ak Parti görüşlerine yakın olur ise 9 puan da yüzde 100 veya tersi durumda ise sıfır puanda yüzde yüz olacak anlamına gelmektedir. Grafikte görüldüğü gibi üç toplumsal küme arasında güncel siyasete dair bir kutuplaşma eğilimi vardır. Modernler, Gelenekselci Muhafazakârlar ve Dini Muhafazakârlar arasında güncel siyasete dair dokuz soruda oldukça birbirinden farklı bir cevap örgüsü mevcuttur. Bu grafiğin gösterdiği yaşanan siyasi kutuplaşmanın toplumsal kökenlerinin de olduğudur. Bu durumda temel soru toplumsal hayat tarzlarındaki farklılık mı kutuplaşmayı doğurmaktadır? Bir başka soru da toplumsal hayat tarzlarındaki ne tür değerler kutuplaşma potansiyeli barındırmaktadır? Bu sorulara cevap bulabilmek amacıyla, bundan sonraki bölümde, aynı araştırmada sorulan değerler ve gündelik hayattaki bazı alışkanlık ve tercihlerde ne tür bir farklılaşma olduğu incelenmeye çalışılmıştır. 5. Toplumsal kutuplaşmanın kökenleri Buraya dek yaptığımız analizler, güncel siyasete dair meselelere ait kanaat ve fikirlerdeki farklılaşmanın siyasal ve toplumsal kutuplaşma fotoğrafı verdiğini göstermektedir. Bu siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın ne derinlikte olduğunu ve kümelerde yer alanların ne kadarının artık deyim yerindeyse geri dönülemez biçimde radikalleştiğini kavramak, siyaset ortamını anlamak açısından gereklidir. Bir toplumda farklı düşünen, farklı değerlere ve farklı yaşam tarzlarına sahip olan toplumsal kümeler olması doğaldır. Ancak bu kümelerin fikir ayrılıklarının birbirine tamamen zıt düşmesi, karşılıklı tahammülsüzlük ve beraber yaşama isteğinin ortadan kalkması tehlikeli bir yöne, toplumsal kutuplaşmaya işaret etmektedir. Ancak ülkenin siyasi gündemi ve kamuoyu tartışmaları takip edildiğinde, kutuplaşmanın tek bir siyasi konu veya tek bir siyasi alan üzerinden olmadığı, birkaç boyutlu bir kutuplaşmadan bahsedilebileceği de görülmektedir. 5.1. Farklı kimliklere bakış “Devletin farklı dini inanışlara destek olması” önermesine “doğru” cevabı verenler dörtte üç oranındadır (“Kesinlikle doğru” yüzde 11,1, “doğru” yüzde 64,1). Benzer bir soru doğrudan Aleviler üzerine sorulduğunda da yüzde 67,8 oranında kişi “devletin Alevilerin dini inanışlarını diledikleri gibi yaşayabilmeleri için destek vermelidir” kanaatindedir. “Devletin farklı etnik grupların kendi gelenek ve göreneklerini korumaları için destek vermesi” gerektiğine deneklerin yüzde 67,1’i “doğru” cevabı vermektedir (“kesinlikle doğru” yüzde 9,2, “doğru” yüzde 57,9). Aynı soru “devlet Kürt yurttaşların anadillerinde eğitim almalarını serbest bırakmalıdır” şeklinde sorulduğunda “doğru” cevabı oranı yüzde 40,3’e düşmektedir. “Kürt yurttaşların kendi anadillerinde eğitim almaları” fikrine “yanlış” diyenler yüzde 43,4 oranına ulaşmaktadır. “Kürt meselesinin yabancı devletlerin kışkırtması olduğu” fikrine destek verenler görüşülen kişilerin dörtte üçüne ulaşırken, “Kürtlerin ayrı bir devlet kurmak istedikleri” fikrine destek verenler yüzde 54,7 oranındadır. Gelinin/damadın farklı etnik kimlik veya mezhepten olmasına dair hoşgörüye bakıldığında farklılığa genel olarak olumlu bir yaklaşım gözlenmekle beraber, farklı mezhepten olma hali en düşük, gelinin başının açık/kapalı olma hali en yüksek oranda hoş görülen durumdur. Görüşülen kişilerin yüzde 32,7’si farklı mezhebe “hayır” derken, farklı etnik kökene yüzde 22,1, gelinin başının açık/kapalı olma haline yüzde 19,4 oranında “hayır” denmektedir. Bu sorulara farklı tutumları anlamak amacıyla değişik demografik özelliklere göre bakıldığında cinsiyet ve yaş herhangi bir farklılık göstermemektedir. Yani kadınlar ve erkekler, gençler ve yaşlılar çok küçük farklılıklarla bu sorulara aynı yönde cevap vermektedirler. Alevi ve Kürt yurttaşlar farklı duruşlar göstermekte, daha hoşgörülü ve daha özgürlükçü bir tutum almaktadırlar. Farklılık üreten ve dikkati çeken iki unsur eğitim seviyesi ve siyasi parti tercihidir. Eğitim seviyesi yükseldikçe beklenebileceği gibi hoşgörü seviyesi yükselmektedir. Aşağıdaki grafikte, farklı eğitim seviyelerine sahip kişilerin bu sorulara cevaplarının, ülke ortalamalarına göre farklılığı görülmektedir. “Sıfır” ekseni ülke ortalamasını temsil etmekte, “eksi” taraf, bu önermelere ortalamadan daha yüksek oranda “yanlış” cevabı verenleri; “artı” taraf daha yüksek oranda “doğru” cevabı verenleri göstermektedir. Grafiğin temel olarak gösterdiği, eğitim seviyesi yükseldikçe hoşgörü seviyesinin yükseldiğidir. Aşağıdaki grafik, aynı şekilde parti yandaşlığına göre farklılıkları göstermektedir. Siyasi tercihlerde CHP seçmeni göreceli olarak daha hoşgörülüyken, MHP seçmeni ve daha da olumsuz tarafta olmak üzere SP seçmeni daha tutucu bir profil göstermektedir. YARIN: Kutuplaşma eksenleri